Arşiv

Archive for the ‘İlgilendiklerim’ Category

Otomatik Narenciye

Temmuz 15, 2010 Yorum yapın

Narenciye

Narenciye

Merhaba sevgili sinema dostu okur. Bu girişi yaptıktan sonra bile, buna dikkat edecek insanlarla bir an da olsa aynı duyguları paylaşacağım için kendimi o kadar şanslı görüyorum ki, bunu kelimelerle ifade etmek çok zor. Düşünsenize, ülkemizde yaşanan onca probleme rağmen bir kişinin hem sinemayı hem de okumayı seviyor olması gerçekten kayda değer bir durum. En azından benim için.

Normalde Stanley Kubrick’ten bahsetmek için açtım sayfayı ama eski yazılarımı okuyanlar bilirler, yine anlatmak istediklerimden fersah fersah uzaklardayım.

Direk mevzuya giriyorum sevgili okur. Uzun zamandan beridir kendimi mümkün mertebe en iyisini elde ederek toparlamaya çalıştığım bir film arşivi yapmaya çalışıyorum. Arşivi de yönetmen, gösterime giriş yılı, aktörleri, IMDB’den aldığı puan ve buna benzer onlarca ayrıntıya göre kategorize eden bir programı da kayda değer bir süredir kullanıyorum. Bu programı da tanıtmak boynumun borcudur zira kullandığım programa ilişkin hiçbir bilgi ya da tanıtıma denk gelmedim. O da başka bir yazının konusu olsun.

Arşivimin başköşesinde Stanley Kubrick ve Tarantino filmleri yer almakta. Hal böyleyken yönetmene göre film edinmeye gayret ediyorum. Tarantino filmlerinde neredeyse eksik yok ama Stanley Kubrick için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Geçenlerde de arkadaşla lafı açılmışken Otomatik Portakal’dan (A Clockwork Orange) bir hayli söz ettik ve bu filmi bir an önce edinmem gerektiği fikrine kapıldım. Filmi edindim, izledim ve gerçekten çok ciddi bir hayal kırıklığıyla ekranın başında kalakaldım. Uğruna onca methiyeler dizilen film benim için tam bir fiyasko oldu desem yeridir.

Filmi izlemeyenler için bir anlatayım (Filmin içeriğine ilişkin önemli ayrıntıları içerir):

Alex (Malcolm McDowell)

Alex (Malcolm McDowell)

Film 1971, İngiltere yapımı. O tarihe göre belirsiz bir gelecekten yaşanan yozlaşmayı anlatmaya çalışan yönetmen sanki ne yapmaya tam karar verememişçesine şiddet dolu hayatı ile kahramanımız olan Alex’i ve kendi jargonlarıyla anlaştığı suç ortaklarını tanıtarak filme başlıyor. Gelişmiş mimarı yapılar, hat safhada bir yaşam standardı ve yine bu klişeyle köşe başlarında ve köprü altındaki evsizlere yer verilmiş filmde. Alex’in hem kendi iç dünyasıyla, hem kendi suç örgütüyle hem de yaşadığı toplumla çok çok ciddi problemleri vardır. Filmde anlatılmasa da filmin ana kaynağı olan Aziz Üstel’in çevirdiği kitabında Alex, 14 yaşındaki bir kıza tecavüz edecek kadar sapkın bir birey olduğu anlatılmakta ama bunu filmde göremiyorsunuz. Böyle bir ayrıntıyı göremediğiniz için üzülmeyin zira film neredeyse tecavüz sahneleriyle dolu ve kahramanın nasıl bir psikoloji ile dünyaya baktığı çok iyi aktarılmış. Ama sürekli kısır bir mekânda dönen film benim için kabak tadı vermeye yetti de arttı bile.

Filmde kullanılan en önemli ayrıntılardan bir tanesi de yaşanan bütün olumsuzlukların insan psikolojisinde yaşatılması umulan rahatsızlık için tezatlarla bezenmiş olmasıydı. Mesela Alex ve suç örgütü ne zaman yorulsalar, süt içerek güç toplamaları sütün temizliği, saflığı ile yapılan işlerin kirliliği gibi tezatlar hemen her sahnede kullanılmış. İşlenen suçlar aktarılırken en iyi klasik müzik eserlerinin arka planda çalması gibi. Zira bu müzik ile daha sonra ıslah edilmeye çalışılan Alex’e işkence bile yapılıyor.

Beni rahatsız eden durumlardan bir tanesi de buydu açıkçası. Alex’in suç örgütü gibi onlarca suç örgütü olduğundan söz ediliyor, hatta onlarla bir kavga sahnesinden de sadece mevcut düzene değil, bu suç örgütlerinin birbirlerine karşı da düşman oldukları fikri anlatılmak istense de suçlulurın kendilerine olan özgüvenleri ve dakikalarca görülmeyen bir otorite simgesiyle dünya üzerinde hiçbir kural kalmadığı fikrine kapılan seyirci daha sonra arkadaşlarının Alex’i satmaları sonucunda işi psikolojik düzeyde çözmeye çalışacak kadar ileri, asker disiplini ile işleyecek kadar ciddi bir adli makamın olduğu görülünce bu ne perhiz ne lahana turşusu demekten kendini alamıyor. Gerçi abartılı bir disiplin anlayışıyla işleyen adli makamlarla da makarasını geçen Kubrick, o durum psikolojini çok iyi aktarabilmiş. Devamını oku…

Arşivimin sonu mu geldi?

Mart 5, 2010 Yorum yapın

Grooveshark

Grooveshark

Merhaba sevgili okur. Bu aralar (okulun açık olduğu geniş bir zaman dilimi aslında) sürekli netbook’umla haşır neşir olduğumdan ciddi bir şekilde alan sıkıntısı yaşamaktayım. Lafı geçmişken yazayım, Acer Aspire One kullanıyrum. 160Gb sabit diskin eksikliğini yaşamadığım bir an bile yok neredeyse. Neyse hal böyleyke çok fazla download yapmaya çekiniyorum açıkçası. Genel olarak Lost, Big Bang Theory gibi benim için indirilmesi zaruri dosyalar için yer ayırmaya çalışıyorum. Konu video olunca durum bu ama farkettim ki uzun zamandan beri mp3 arşivi mevzusu benim için gereksiz bir durum oldu-olacak. Bayağı zamandır takılıyor, sana da öneririm. Groooveshark diye internetten online streaming yapan devasa arşive sahip bir site var. Genel olarak yabancı menşeeli müziklerden hoşlanıyorsan ve genel olarak elinin altında internetin de varsa ben gir bi bak. Ara yüzünü falan gayet iyi tasarlamışlar. Hani kullanıcı dostu derler ya hakikaten öyle.  Adresini vereyim de tam olsun :

www.grooveshark.com

Gazayıntap

Ocak 5, 2010 Yorum yapın

Okul dolayısıyla Ayıntapta bulunmamdan ötürü çektiğim birkaç foto. Makina Nokia N79…

Bu fotoları ekleme işine ara ara devam edeceğimdir.

San’at Güneşi – Beklenen Şarkı

Ocak 2, 2010 2 yorum

“gözlerinin içine başka hayal girmesin
bana ait çizgiler dikkat et silinmesin
istersen yum gözlerini, tıpkı düşünür gibi
benden evvel başkası sakın seni görmesin
benden evvel başkası seni görüp sevmesin

“kıskanırım seni ben kendi gözümden bile,
nasıl verirdim seni bir yabancı ele
sana gelen yollarda daima beni bekle
benden evvel başkası sakın seni görmesin
benden evvel seni görüp sevmesin.”

V For Vendetta

Kasım 23, 2009 2 yorum
  • V For Vendetta

    V For Vendetta

    Karşınızda basit bir vodvil gönüllüsü var.Vicdanının hem kurbanı hemde katili olarak savaşan bir gönüllü.Yüzümdeki bu maske vasat bir görüntü yaratmak için varolan kostüm parçası değildir.Herneyse.Bu görüntü geçmişin vahim vesaitlerinden çıkmış,vahşete karşı koyan birinin görüntüsüdür.Bu,kokuşmuş bir trenin aşağılık veba saçan uşaklarına karşı vakurla karşı koyan biridir.Verilecek tek karar intikamdır.Bir kan davası ve bir amacı var,boşuna değil.Değerler ve dürüsütlük vakti geldiğinde kazanacak ve zulüm son bulacak biliyorum.

  • Sapkın, eski niyetler bile kutsal kitaptan çalınırken, ben en çok şeytanı oynarken aziz gibi görünürüm.
  • Korku, bu hükümetin esas aracı haline geldi.
  • Kurşunlarınız var, ancak silahlarınız boşaldığında ölmüş olmamı ümit edin. Şayet ayakta kalırsam silahlarınızı dolduramadan ölmüş olursunuz.
  • (Defalarca kurşunlandıktan sonra) Sıra Bende.
  • Bu maskenin altında etten daha fazlası var. Bu maskenin altında bir fikir var, Bay Creedy. Ve fikirlere kurşun işlemez.
  • hayır,lütfen… Bu maskenin altında bir yüz var, ancak o ben değilim…bu maskenin altında kaslar var ve ardında kemikler…
  • İşte! İlk kez ben de nefret olduğunu sanmıştım. Tek bildiğim nefretti, nefret dünyamı sarmıştı,nefes almam bile nefret doluydu.. Vesonra bir şey oldu,sana olduğu gibi…
  • Burada 872 tane şarkı var… Hepsini dinledim, ama hiç biriyle dans etmedim. Dans edilemeden yapılan devrim yapılmaya değer değildir.
  • Tanrı gibi ben de işimi şansa bırakmam ve rastlantıya inanmam.
  • Bu yüzden kötülüğün üstüne şeker serpeceğiz.
  • Ama böyle vukuatlı gecelerde doğru yerlere vasıl olduğum için kendimi size tiyatral bir varlık olarak sunma gereğini duyuyorum. Voila! Karşınızda basit bir vodvil gönüllüsü var, vicdanın hem kurbanı, hem de katili olarak savaşan bir gönüllü. Yüzümdeki bu maske vasat bir görüntü yaratmak için varolan bir kostüm parçası değildir. Devamını oku…

Borak – Şayze (Scheisse)

Eylül 22, 2009 Yorum yapın

achtung, achtung
borak ist raus, borak ist raus
ich sage einmal
achtung, er ist der tiger von kreuzberg
wenn du ihn siehst,
muss man halten, muss man halten
jawohl, das borak
ich kann nicht meine augen glauben
der tiger von kreuzberg

sen kendine takma isimler tak tak
sonra saatlerce nette lak lak
bana kıro diyorlar param var şak şak
sen önce dön de kendi iq’na bak

du bist schön, du bist eine wunderbare dame
ich kann dich nicht verstehen mein’ liebe
benimle tanış tanış

ich möchte çiğ köfte
yanaklarında das gamze
tanışırsan ich heisse
tanışmazsan şayze

borak ist überalles das neue popstar
çekemeyen raus çünkü arbeit macht frei
denizde kum bende gani gani geld var
kalmadı artık yıkıldı o duvar
burası berlin ama orası bremen
borak der ver ama kız der veremem
bende para var oğlum lakırdıyı kes
kalmadı hiç kimsede manda kasa mercedes

ein für zwei zwei für ein
eğer seversen beni du bist mein
kabul edersen beni ich mutlu sein
eğer etmezsen du bist ein schmutziges schwein
bu benim şarkım sana bir serenat
en sevdiğin yemek kartoffelsalad
sana olan aşkım sanki bir aysberg
aman achtung yavrum burası kreuzberg

ich möchte çiğ köfte
yanaklarında das gamze
tanışırsan ich heisse
tanışmazsan şayze

ein für zwei zwei für ein
eğer seversen beni du bist mein
kabul edersen beni ich mutlu sein
eğer etmezsen du bist ein schmutziges schwein
bu benim şarkım sana bir serenat
en sevdiğin yemek kartoffelsalad
sana olan aşkım sanki bir aysberg
aman achtung yavrum burası kreuzberg

borak ist weg
şayze, şayze

akustik versiyonu için:
http://www.youtube.com/…ebxuskggiem&feature=related

filarmoni orkestrası yorumu için:
http://www.youtube.com/watch?v=udbijzwmysw
(fallik osman, 22.04.2009 19:23)// <![CDATA[//

Cumartesi Türküsü

Ağustos 13, 2009 2 yorum

Sezen Aksu vakti zamanında Cumartesi Türküsü adında bir şarkı yapmış. Şarkı çok güzel. Geçenlerde bir arkadaşım Facebook‘ta paylaşınca haberdar oldum şarkıdan. Ekşi Sözlük’e bakayım dedim ne yazmışlar diye ama orada da pek bir şey yoktu. Şarkı cumartesi anneleri için yazılmış. Dinle bakalım hoşuna gidecek mi?

Videoyu indirmek içn tıklayın.

Blood Diamond, Kanlı Elmas

Şubat 10, 2009 Yorum yapın

Kanlı Elmas

Kanlı Elmas

Afrika kökenli bir paralı asker olan Danny Archer (Leonardo DiCaprio) kendi yöntemleriyle Sierra Leone’de elmas kaçakçılığı yapmaktadır. Sağlam yer altı ve askeri bağlantıları olmasına rağmen, bir gün sınırdan elmas geçirmekte iken yakalanıp tutuklanır. 90’lı yılların başında Sierra Leone’de katliamlar yapan, çocukları kaçırıp acımasız katiller haline getiren Devrimci Birleşik Cephe’nin körüklediği iç savaş ve kaos ortamı hakimdir. Üç çocuklu balıkçı Solomon Vandy (Djimon Hounsou)’nin köyü D.B.C. tarafından basılır, insanlar vahşice öldürülür. Solomon ailesini kurtarmayı başarmasına rağmen, esir düşer ve elmas çıkarma kamplarında çalışmaya götürülür.

Bu kapta çalışırken bir gün Solomon, kuş yumurtası büyüklüğünde, değeri milyonlarca pound edecek pembe bir elmas parçası bulur ve onu gömer. Çok geçmeden kamp hükümet askerleri tarafından basılır. Solomon, Archer’ın bulunduğu hapisaneye atılır. Baskından hemen önce Solomon’un elması bulduğunu fark eden D.B.C. lideri Poison (David Harewood)’ın hapiste Solomon’un bulduğu elmastan bahsetmesi Archer’ın dikkatini çeker. Böylece yolları kesişen Archer ve Solomon kendi çıkarları uğruna işbirliği yaparlar. Archer, Solomon’un elmasını, Solomon ise Archer’ın nüfuzu sayesinde kaybettiği ailesini ve Poison’un çocuk asker olarak yetiştirmek üzere yanına aldığı oğlu Dia’yı bulmak istemektedir. Ama Archer’ın kolu, Solomon’un ailesini bulabilmek için yeterince uzun değildir. O yetki, Archer’ın gizli bağlantılarının peşinde olan güçlü ve idealist gazeteci Maddy Bowen (Jennifer Connelly)’da olunca, birbirine muhtaç olan üç insan için gerilimli bir süreç başlar.. Devamını oku…

Evlerinin Önü Yonca

Şubat 10, 2009 Yorum yapın

Bugün, Muhlis ağabeyimin bürosunda şahane bir şarkı dinledim onun tavsiyesinle.  Sözkonusu şarkı, vakti zamanında İbrahim Tatlıses’in de söylediği Kerkük yöresine ait olan  “Evlerinin Önü Yonca” idi. Ama benim dinlediğim versiyonunu Nermine Memmedova & Sinan Seid düetiydi. İtiraf etmeliyim ki şimdiye kadar dinlediğim en güzel versiyonuydu. Bu satırları yazarken bile onları dinliyorum. Ben bu kadar beğenmişsem büyük ihtimalle sen de beğenirsin sevgili okuyucu. Sözlerini de ekliyorum ki tam olsun.

Nermine Memmedova & Sinan Seid – Evlerinin Önü Yonca

evlerinin önü yonca
yonca kalkmış dam boyunca
boyu uzun beli ince Devamını oku…

Farid Farjad – The greatest violin virtuosos of the world

Şubat 2, 2009 Yorum yapın
Farid Farjad

Farid Farjad

Farid Farjad was born in Tehran (Iran) in 1938. Farjad, who has got a profound knowledge on Persian Folk Music, also worked on Classical Western Music with violin. His works on Western Classical Music have got a big influence on the development of Persian music.

Farjad, who is known as one of the greatest violin virtuosos of the world, has released an album of five series: An Roozha I, An Roozha II, An Roozha III, An Roozha IV and An Roozha V.(An Roozha means Those Days in Persian) A collective album named “Golha Orchester” has also been released among his pieces.

Farid Farjad (1938- ) İran asıllı keman virtüözü. arid Farjad, 1938 yılında Tahran’da (İran) doğdu. Fars Halk Müziği’nde çok derin bir birikime sahip olan Farjad, keman ile Batı Klasik Müziği üzerinde de çalışmalarda bulundu. Batı Klasik Müziği üzerindeki çalışmaları Fars müziğinin gelişiminde büyük öneme sahiptir.

Şu anda dünyanın en iyi keman virtüözlerinden biri olan Farjad’ın An Roozha I, An Roozha II, An Roozha III, An Roozha IV ve An Roozha V olmak üzere beş albümlük albüm serisi yayımlandı. Ayrıca sanatçının Golha Orkestrası adlı kolektif bir albüm de eserleri arasında yayımlandı.

Parçalarında kendisine piyanoda eşlik eden isim Abdi Yamini’dir. Anroozha serisinin ilk dördünde işittiğimiz piyano ezgileri de Abdi Yamini’ye aittir. Daha sonraları ise kendisine piyanoda eşlik eden bir başka isim de eşi Mitra Tavakkoli Farjad’tır.

Eserlerinde sadece keman ve piyano Kullanan Farid Farjad . Keman ile piyanonun müthiş harmonisinden oluşturduğu An-Roozha (O Günler) adlı 5 CD’den oluşan seri albümü vardır.

Eserleri hüzünlü bir hava estirir. An-Roozha’nın 4.cdsindeki “Taghtam deh” adlı eseri çok ünlü olup,dinleyen insanı kendinden geçirir.

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.